Hizmetlerimiz

Bünyemizde bulunan uzman ve tecrübeli kadromuzla hastalarımıza alttaki hizmetleri vermekteyiz.

FİZYOTERAPİ

 

Yaralanma, hastalık, travma ya da yaşlılık gibi nedenlerle, doğuştan veya sonradan oluşan, kalıcı veya geçici, kas iskelet sistemi, sinir sistemi, kardiyovasküler sistemindeki fonksiyonel yetersizliklerin saptanması ve bu fonksiyonel hareketlerin geri kazandırılması amaçlı yapılan sıcak-soğuk uygulamaları, egzersiz, masaj, elektroterapi, hidroterapi, ergoterapi vb yöntemler kullanılarak kişiye maksimum bağımsızlığının kazandırılmasıdır.

Fizyoterapide amaç, bireylerin yaşamsal faktörleri sağlıklı olarak yerine getirebilmesini sağlamaktır.

Fizyoterapi, fiziksel uygulamanın dışında duygusallık ve sosyal ilişkiler gibi unsurları da kapsar.

Fizyoterapi, bu konunun eğitimini almış uzman fizyoterapistler tarafından yapılmaktadır.

Fizyoterapi ve rehabilitasyon, kas-iskelet ve sinir sistemi hastalıklarında ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi problemlerin çözümünü arar. Gerek fiziki ağrısı olan hastalarda; gerekse beyin kanaması, ortopedik ameliyat, kaza, doğumsal anomali gibi nedenlerle hareket kısıtlılığı, yürümede güçlük gibi sorunlarda hastanın durumuna göre en uygun fizik tedavi yöntemlerini kullanarak, hastanın hem fiziksel kapasitesini en üst seviyeye çıkarmayı, hem de ağrı gibi nahoş durumları gidererek yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan bir bilim dalıdır.

Fizyoterapi hastası bir bütün olarak düşünülmelidir. Bu sebepten fizyoterapi ve rehabilitasyon bir ekip işidir. Ekipte hasta, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman doktoru, fizyoterapist, iş-uğraşı terapisti (ergoterapist), psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire, bunun dışında hasta ve hastalığı ilgilendiren tüm sağlık personeli ile aile olmalı ve ekip ruhuyla çalışmalıdır.

 

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon oldukça geniş hastalık gruplarına hitap etmektedir.

Bunlardan bazıları;

*Medulla spinalis lezyonları
*Tam veya kısmi felç
*Travmatik beyin yaralanmaları
*Periferik sinir yaralanmaları
*Multiple skleroz
*Cerebral palsy
*Spina Bifida
*Poliomyelit
*Kırık
*Artroplasti
*Skolyoz
*El Rhb.
*Spor yaralanmaları
*Ampute Rhb.
*Nörojenik mesane ve barsak disfonksiyonları
*Enflamatuar romatoid hastalıklar ( Romatoid artrit, seronegatif spondiloartritler vb.)
*Osteoartrit
*Ağrı ( Bel, boyun ağrıları vb.)
*Fibromiyalji
*Myofascial ağrı
*Sistemik romatizmal hastalıklar ( Sistemik lupus eritamatozus, scleroderma, enflamatuar myopatiler vb.)
*Kanser Rhb.
*Post-op ve Pre-op Rhb.
*Kardio-Pulmoner Rhb.
*Geriartrik Rhb.

+90 (212) 542 00 03

Osteopati ilk kez 1874 yılında Amerikalı bir doktor olan Andrew Taylor Still tarafından doğal terapi yöntemi olarak geliştirilmiş, tüm dolaşım sisteminin ve biomekanizmanın, özellikle omurga ve hareket sisteminin doğru düzenlenmesini sağlamak amacı ile uygulanmaya başlanmış bir manuel terapi yöntemidir. Amerika’da ilk Osteopati okulu ‘American School of Osteopathy” 1892 yılında Missouri’de Dr. Andrew Taylor Still tarafından kurulmuştur. Bundan dolayı Dr. Still Osteopatik tıbbın babası olarak kabul edilir.

Osteopati; eklemler, kaslar ve omurgayı içeren kas ve iskelet sistemindeki rahatsızlıkların teşhis ve tedavisi ile birlikte vücuttaki tüm sistemleri dikkate alarak bütüncül bir yaklaşım ile uygulanan bir manuel terapi yöntemidir. Amacı, vücuttaki tüm sistemlerin özellikle; sinir, dolaşım ve lenf sisteminin olumlu etkileşmesini sağlayarak, bedenin otoregülasyonunu (kendi kendini iyileştirme) açığa çıkarmaktır.

Osteopatlar sadece sorunlu bölgenin tedavisine konsantre olmayıp el teknikleri ile vücuttaki tüm sistemleri dengeleyerek genel bir sağlık ve iyi hissetmeyi sağlarlar.

Osteopat, hastayı parietal (hareket sistemi), cranial (kafa) ve visseral(iç organ) açılardan değerlendirir. Sorunun nereden kaynaklandığını bulur, Osteopatik disfonksiyonun tanımını yapar. Sorunların önceliğini tespit ettikten sonra uygulamayı gerçekleştirir. Osteopat, anatomi ve fizyolojiye bağlı kalmak suretiyle tıbbın sağladığı tüm imkanlardan yararlanarak uygulamalarını gerçekleştirir. Osteopati bir iyileştirme sanatıdır. Biyomekanik prensipler üzerine kurulu teknikler ve elle uygulanan bir tıbbi ve doğal terapi türü olan osteopati sadece adale ve kemik sorunlarında değil, aynı zamanda vücudun diğer işlevsel düzensizliklerinde de uygulanıyor.

Osteopat; hareket sistemi (paryetal), dolaşımı, organları ve sinir sistemini yani tüm vücudu göz önünde tutarak bütüncül bir yaklaşımla teşhis ve tedavisini yapabilmelidir..Osteopati uzmanlarına göre kas-iskelet sistemi koordinasyonu sağlanmadığında vücut fonksiyonunu tam olarak yerine getiremez. Elle uygulanan bu terapi yöntemi ağrıyı azaltmak, eklem hareketliliğini ve genel esnekliği arttırmak amacıyla yumuşak doku (kas, tendon, kıkırdak, kapsül ve bağ gibi) üzerinde etkili olmaktadır. Yapısal dengenin kurulması vücut fizyolojisine uygun kendi düzenini oluşturmasına olanak sağlamaktadır.

Osteopatik tedavide fonksiyonel anatomi, nöroanatomi ve fizyoloji temel ilkeleri geçerlidir. Osteopatik tedavi yaklaşımı, genellikle entegre yapısal dokulardaki hareket kısıtlılıklarının giderilmesi, dolaşımın düzenlenmesi ve sıvı akışı önündeki engellerin ortadan kaldırılması ile şifa için elverişli bir ortam yaratılması amaçlanır.

Osteopati felsefesini diğer tıbbi disiplinlerden ayıran anahtar prensip, entegre bir şekide işleyen tüm vücudun birlikte ve bütünlük içinde çalışmasından yola çıkar. Hareket etmeyen sistem patolojiktir. Eğer vücudun bir bölümünde kısıtlanma var ise vücudun geri kalanı da buna uyum göstererek denge sağlar. Bunun sonucu olarak enflamasyon, ağrı, tutulmalar ve diğer sağlık sorunlarına sebebiyet verir. Osteopati en az ağrı ile vücuda yardım ederek stresi azaltır ve daha geniş hareket kabiliyetini vücuda sağlayarak bu kısıtlanmış alanı serbest bırakarak vücudun kendini yeniden iyileştirmesini sağlar. Osteopatlar yumuşak dokunun esnetilmesi ,derin dokunma hissi, basıncı, mobilizasyon, eklem manüplasyonları gibi çok geniş hassas el teknikleri kullanırlar .

Osteopatik Tedaviler ; 3 sistem üzerinden gerçekleşir.

1-Paryetal Osteopati: lokomotor sistem yani kas iskelet sisteminin tedavisinde kullanılır. Başka bir deyişle vücuttaki eklemler, kemikler, kaslar, bağlar ve tüm fasya gruplarının tedavisini kapsar. Kısıtlanmış veya kilitlenmiş eklemlerin fizyolojik hareket açıklığını düzelterek eklemlerin serbestleştirilmesine yardımcı olur. Uzun süreli hareketliliğin onarımı demek aynı zamanda eklemin çevresini saran dokuların tedavi edilmesi demektir.Kişisel ihtiyaca göre uygulanan kas iskelet sistem tedavisinde kullanılan değişik osteopati teknikleri bulunmaktadır. Osteopatlar, eklemlerdeki hareketliliği ve kanın eklem yerlerine akışını arttırarak eklem ve kaslardaki tutulmalar sonucu oluşan ağrının giderilmesini sağlarlar.

2-Visseral Osteopati: Visseral; iç organlar ve onları tutan bağlar (ligamentler), damarlar, lenfatik sistem ve sinirleri kapsar. Organların hareketleri, vegetatif sinir sistemi, periton, arter, ven ve lenf sistemleri, fasyal yapılar, bağlar ile parietal ilişkiyi değerlendirilerek teşhis ve tedavi yapılır. İç organlarda tıpkı lokomotor sistem (hareket sistemi) gibi dengeli hareketler ile fonksiyonlarını yürütür.

İç organların hareketleri, ince, ritmik ve bilinçsiz hareketlerdir. Özellikle kalp ya da akciğer hareketleri kolaylıkla hissedilebilir. Bunların yanı sıra diğer iç organlarında hareketleri, örneğin bağırsak hareketleri, karaciğer, böbrek hareketi veya kan ve lenf akışı hissedilebilir. Bu hareketlerdeki küçük kısıtlamalar bile, organlarda dolaşımın bozulmasına ve dolayısıyla lokal veya genel bedensel rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Organlardaki hareket kısıtlılıklarını ortaya çıkaran nedenlere bakacak olursak, öncelikle inflamasyona sebep olan süreçler, ameliyat nedbeleri, kötü beslenme ve yaşam alışkanlıkları gibi nedenler söz konusudur. Hareketlilik kaybı öncelikle ağrıya neden olmaz, ancak hastalıklar için verimli bir zemin oluşturabilir.

Bir osteopat’ın elleri, ayrıntılı anatomik bilgisi ve farklılaşmış özel pratik eğitimi sayesinde vücutta en ufak hareketleri hissedebilme, yorumlama ve tedavi edebilme yeteneğine sahiptir. Osteopat’ın amacı, fizyolojik doku gerginliklerini düzelterek, dolaşımın düzenlenmesini ve tüm organizmanın kendi içinde düzgün çalışmasını sağlamaktır.

3-Craniosacral Osteopati; Craniosacral sistem, yüz ve başın da dahil olduğu, bütün vücutta var olduğu kabul edilen hareket ve ritm sistemidir. Yüz ve kafatasında var olan eklemler bu hareketlere izin verirler. Beynin ritmi (atımı, yaklaşık dakikada 8-10 kez), kafada ve yüzde bulunan tüm kemiklerin mobilizasyonu. Craniosacral Osteopati beyni ve omurilik’i saran ve kuyruk sokumuna kadar devam eden duramater’in gerilmesi, gevşetilmesi ve mobilizasyonlarını kapsar.

Osteopatinin 3 Temel İlkesi

1-Vücut bir bütündür, birçok parçanın toplamı değildir. Vücut parçalarını birleştiren bağ dokusu ve faysalar, tüm kas, sinir, damar ve organları kuşatarak tüm vücudu birbirine bağlar.

2-Yapı ve fonksiyon birbiriyle ilişkilidir. Anatomik yapının var olması demek, hizmet ettiği birde fizyolojik fonksiyon bulunması demektir. Yani anatomik yapıda bir anormallik varsa bu oradaki fonksiyonuda etkileyecektir. Eğer fonksiyon zayıflamışsa bu durumda anatomik yapıda yeniden şekillenecektir.

3-Beden kendi kendini iyileştirmek için ihtiyacı olan potansiyele sahiptir. Beden özündeki gücü homeostatik dengesine ve organizasyonuna dönmek için kullanır. Uygulanan tedaviler bu potansiyeli açığa çıkararak homeostazı sağlamaya yönelik olmalıdır.

Dünya eğitim sisteminde osteopati eğitimi, doktorlara eğitimleri sonrası +3 sene, fizyoterapistlere lisansları sonrası +5 sene eğitim verilerek osteopat ünvanı verilmektedir.

Osteopat; her şeyden önce hastasına saygı ile yaklaşan onu dinlemeyi bilen, hastasını tanıyarak gerektiğinde onun yaşam alışkanlıklarını, beslenmesini ve aktivitelerini düzenleyerek sağlıklı bir hayat sürdürmesine yardımcı olan kişidir.

Osteopatinin Kullanıldığı Hastalıklar

  • Bel, boyun, sırt ağrılarında ve fıtıklarında
  • Migren ve gerilim tipi baş ağrılarında,
  • Skolyoz, kifoz gibi postür bozukluklarında
  • Ameliyat sonrası ağrı ve yapışıklıkların giderilmesinde
  • Stres ve sinirsel gerginlikler
  • Kronik yorgunlukta
  • Uyku bozukluklarında
  • Nevralji
  • Spor yaralanmalarında,
  • Hormon bozukluklarının tedavisinde destekleyici olarak
  • Dolaşım sorunları rahatsızlıklarında, ( kan ve lenfatik sistem)
  • Hareket ve fonksiyon bozukluklarında
  • Yürüme, denge ve koordinasyon bozukluğunda
  • Fibromyalji sendromunda
  • Eklem sertliği, kireçlenme gibi artrozik değişikliklerde
  • Eklem blokajları, omurga ve costa blokajlarında,
  • Kabızlık, ishal, idrar kaçırma, hazımsızlık, gaz, karın ağrısı, spastik kolon, pitozis ve hazım organlarının fonksiyon bozukluklarında destekleyici tedavi olarak visseral osteopati kullanılır.
  • Bebeklerde yutkunma, kusma, kafa şekil bozukluğunda cranio-sakral osteopati kullanılabilir.
  • Alerjik ve kronik hastalıklar,
  • Akut ağrılar,
  • romatizmal hastalıklarda osteopati destekleyici tedavi olarak kullanılabilir.

+90 (212) 542 00 03

Dünyayı nasıl algıladığımıza ve nasıl davranacağımıza duyu bütünleme sürecimizin ardından karar veririz.

Duyu bütünleme terapisi 1960 lı yıllarda Amerikalı doktor J.Ayres tarafından, University of Southern California ‘da yapılan araştırma ve çalışmaların ardından uygulamaya konulmuş, devam eden süreçte tün dünyada, çocuklar için, özellikle otizm başta olmak üzere birçok problemin çözümünde oldukça önemli bir terapi yöntemi olarak uygulanmaya başlanmıştır.

Duyu bütünleme terapisinde çocukların yaşadıkları duyusal tecrübelerin nörofizyolojik adaptasyonu ve çocuğun duruma uygun adaptif cevap açığa çıkarması sağlanır. Bu sayede çocuğun çevresiyle olan sosyal, duygusal ve fiziksel etkileşimine pozitif yansır.

Kişinin vücudu ve çevresinden aldığı duyu bilgileri beyinde bilginin kavranması, yorumlanması ve bütünleştirilmesi işlemlerinden geçerek, ortaya çıkan duysal bilginin kullanılarak organize bir cevap açığa çıkarılması sağlanır. Böylece çocuk dış dünyadan gelen duyu bilgilerine adapte olur.

Duyu bütünleme terapisi; direkt olarak çocuğun merkezi sinir sitemine etki ettiği için sinir sisteminin gelişimini sağlar.

Normal Duyusal Sistemimiz 7 bölümden oluşmaktadır;

Vestibuler Duyu (denge): İç kulakta yer alır. Yer çekimiyle bağlantılı olarak, vücudumuzun alan içerisinde nerede olduğunu, hızını, yönünü ve hareketini algılamamızı sağlar, bize bununla ilgili bilgi verir. Bu sistem vücudumuzu dengede tutmak ve vücudumuzun postürünü korumak için temeldir.

Proprioseptif Duyu (vücut farkındalığı): Kaslarda ve eklemlerde yer alır ve vücudumuzun nerede olduğunu söyler. Bununla birlikte vücut parçalarının nerede olduğu ve nasıl hareket ettiklerine ilişkin bilgi verir.

Tat Duyusu: Dildeki kimyasal alıcılar tarafından işlenir. Tatlı, ekşi, acı ve tuzlu gibi farklı tatları algılamamız sağlar.

Koku Duyusu: Burundaki kimyasal alıcıların işlemesiyle yakın çevremizdeki kokular hakkında bilgi verir.

Taktil Duyu (dokunma): Deride bulunur, vücudun en büyük organıdır. Dokunma, basınç ve ağrı seviyesiyle ilişkilidir ve bu suretle ısıyı (sıcak ve soğuğu) ayırt etmemize yardımcı olur. Dokunma sosyal gelişimin önemli bir parçasıdır. İçinde olduğumuz çevreyi ölçüp değerlendirmemize yardımcı olur ve buna uygun tepkiler geliştirmemizi sağlar.

Görme Duyusu: Gözün retina kısmında yer alır ve ışık ile aktif hale gelir. Görme duyumuz nesneleri, insanları, renkleri, zıtlıkları ve uzamsal sınırları tanımamıza yardımcı olur.

İşitme Duyusu: Havadaki ses dalgalarının, dış kulak yolu ile toplanarak, iç kulaktaki reseptörleri uyarması sonucu çevremizdeki sesleri algılar ve beyin sapında anlamlandırılır.

Terapideki hedef çocuğun her zaman mutlu, iletişime açık ve ortamdaki uyaranları rahatlıkla tolere edebilir halde olmasını sağlamaktır. Olumlu tecrübeler öğrenmeyi kolaylaştırır. Seans sırasında mutlu olan çocuk iletişimi sürdürür ve oyun sırasında öğrendiği bilgileri günlük yaşamına çok daha kolay entegre eder. Çocuk ancak dünyayı normale en yakın şekilde algıladığında öğrenmeyi gerçekleştirebilir. Dünyayı en iyi algılama da ancak duyusal bütünlükle sağlanabilir.
Terapinin temeli duyusal uyaranların, çocuğun ihtiyaçlarına ve sorunlarına göre planlanarak, çeşitli diyetler halinde çocuğa sunulmasıdır.

Duyu bütünleme terapisi sırasında her çocuk kendi içinde farklı bir birey olarak kabul edilir çünkü her çocuğun farklı duyusal bozuklukları ve elbette farklı bir kişiliği vardır.

Terapi seanslarının başında çocuk değerlendirilir ve hangi alanlarda ne şekilde sorun yaşadığı tespit edilir. Çocuğun problem yaşadığı alanlardaki bozukluğun davranışlarına ne şekilde yansıdığı gözlemlenir ve uygun terapi programı çizilir. Terapi sırasında aile sürecin en önemli parçasıdır ve terapistle aile, çocuğun da içinde olduğu bir takım gibi çalışmak zorundadır.

Terapi süreci içinde standart bir terapinin dışında çocuğun terapi sırasındaki ihtiyaç ve arayışları göz önünde bulundurulur ve aileye de çocuğunun neye ihtiyacı olduğunu anlaması için eğitim verilir. Unutulmaması gereken en önemli nokta terapilere devam eden çocuğun bir birey olduğu ve asla standardize edilemeyeceğidir.
Terapiler çocuğun ve ihtiyaçlarının önderliğinde sürdürülür.

Terapi sırasında seanslar çocuğa, ihtiyacı olduğu düzeydeki duyusal uyaranlarla donatılmış veya uyaranlardan arındırılmış oyunlar şekilde sunulur. Çocuğun seans sırasında terapistle sürekli iletişim halinde olması birinci hedeftir. Çünkü seans sırasında, yapılandırılmış ortamda, iletişim kuran, fikirler üreten, çözümler bulan, hayal eden, sosyalleşerek oyuna katılan çocuk; seanslar dışında da iletişimi sürdürecek ve günlük hayatındaki sosyal, fiziksel ve psikolojik sorunlarını atlatmaya başlayacaktır.

+90 (212) 416 90 17

KİNESİOTAPİNG UYGULAMA

 

Kinesiotaping Metodu vücudun hareket açıklığını kısıtlamadan kas ve eklemlere destek ve stabilite sağlayarak klinik ortamda uygulanan manuel terapinin etkilerini uzatan, vücudun doğal iyileşme sürecini kolaylaştırmak için dizayn edilmiş bir rehabilite edici bantlama tekniğidir.

Kinesiotaping Japonya’da yaklaşık 25 yıl önce geliştirilmiş, fakat Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda tanınmıştır.

Kinesiotaping uygulamaları temel olarak sinir sistemi, kas iskelet sistemi ve dolaşım sistemi üzerine etki etmektedir. Önceleri sporculardaki kas ağrıları için kullanılan Kinesiotaping, başta bel-boyun ve sırt ağrıları, postür bozuklukları, kireçlenme, romatizmal hastalıklar gibi çok sık rastlanan sağlık problemlerinin yanında sportif, ortopedik ve nörolojik problemler ile cerrahi sonrasında da kullanılabilen bir tedavi seçeneğidir.

Kinesiotape(KT), klasik beyaz atletik banttan farklı bir banttır. Tek yönlü olarak esneyebilen ve içeriğinde ilaç olmayan bu bantların yapısı ve kalınlığı, deriye benzer özellikler taşır ve vücut ısısı ile aktive olur. KT lateks içermez, hava geçirebilir ve suya dayanıklıdır. Bu sebeple alerjik değildir, cilde nefes aldırır, çıkarmadan günlerce kalabilir, yüzerken veya banyo yaparken de rahatlıkla kullanılabilir.

KT mikroskobik olarak cildi kaldırarak, ağrıyı hafifletir ve lenfatik drenajı kolaylaştırır. Bu kaldırma etkisi ciltte konvolüsyonlar oluşturur, böylece hücrelerarası boşluk artar ve etkilenen bölgelerde enflamasyonun azalmasına imkan verir. Ayrıca ciltteki mekanoreseptörlerin uyarılmasını arttırarak propriosepsiyonu da arttırır.

Kinesiotaping soğuk tedavisi, hidroterapi ya da elektrik stimülasyonu gibi diğer yöntemlerle eş zamanlı olarak kullanılabilir. Uygulamadan hemen sonuç alınabilir, KT rehabilitasyon amaçlı egzersizleri büyük ölçüde kolaylaştırır, kişinin hareketini engellemez, vücuda herhangi bir ilaç verilmediğinden son derece güvenlidir, çocuklara da uygulanabilen bu bantlar ileri yaş dahil tüm yaş gruplarında güvenle kullanılabilir. Dört farklı rengi bulunan KT’nin renkleri arasında etki açısından bir farklılık yoktur.

Aslında bu bant kendi başına değil, rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak mucizesini göstermektedir. Tedavide olduğu gibi müsabaka öncesi ve sırasında da koruyucu olarak sporcularda uygulanabilmektedir. Kısaca Kinesiotaping yaralanmadan korunmak, rehabilitasyon sürecine katkıda bulunmak için kullanılabilen bir bantlama yöntemidir.

Kinesiotaping, etkili olabilmesi için uygulamayı bilen uzman kişilerce yapılması gerekir; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu konuda eğitim almış fizyoterapistler tarafından uygulanmaktadır.

Kinesiotape’in başlıca kullanıldığı Hastalık ve Durumlar

  • Bel-boyun ve sırt ağrıları
  • Postür bozuklukları
  • Eklem kireçlenmeleri
  • Romatizmal eklem deformasyonları
  • Kırık sonrası rehabilitasyon
  • Hemipleji (felç)
  • Yüz felci
  • Sinir sıkışmaları
  • Sporcularda koruyucu tedavi
  • Eklem protezi post-op rehabilitasyon
  • Tendinitler ( biceps tendinit, tenisçi dirseği, golfçü dirseği )
  • Kas yırtılmaları
  • Meniscus ve Ön çapraz bağ deformasyonları
  • Bağ zedelenmeleri (Ayak burkulması, Diz dış-iç yan bağ zedelenmeleri )

+90 (212) 416 90 17

kas iskelet ağrı faktörünü egzersiz ve elektrotepi çalışmalarıyla düzenlememizi sağlar

Belirlenen probleme kas iskelet organ doku dolaşım faktörleri ele alınarak bütüncül bakış.

fizyoterapiye duysal bütünleme sağlar

Fizyoterapi sonrası koruma ve destek sağlar

RANDEVU ALMAK İSTER MİSİNİZ?

Bizi arayın (+90 (212) 416 90 17 ) veya Randevu formu doldurun.